Altı Üstü Kpop: Türkiye Medyasının K-pop Söylemleri

Medya, gündemdeki konular hakkında çeşitli içeriklerle imaj yaratmaktadır. Bu içerikler herkese açık şekilde sunularak kitleleri harekete geçirmektedir. Bu yazıda medyadaki k-pop fanları hakkında yazılan haberler üzerinde okuma yapacağız. Medyanın bu konu üzerindeki söylem şeklinin ve oluşturulan çerçevenin üzerinde duracağız.

K-pop, Güney Kore’nin 90’lı yıllarda başlattığı 2010’lu yıllardan itibaren global bilinirliği artan müzik türüdür. Zamanla dünyanın her yerinde hayran kitlesi elde etmeyi başarmıştır. Bu müziği dinleyen, idol adı verilen sanatçıları takip eden hayranların oluşturduğu kitleler önemlidir. Medyanın müzik türünü yorumlama konusunda danıştığı kişiler olmuştur. Medya üzerinde yapılan haberlerin kullandığı kelimeler ve ifadeler toplumların hafızalarına yer etmiştir. Verilen örnekler toplumların k-pop üzerine olan fikirlerini şekillendirmiştir. Medya içeriklerinde k-pop hayranları hakkında verilen örnekler için sunulan çözümün ailelere düştüğü üzerinde fazlasıyla durulmuştur. Bu yazıda medyanın kullandığı ifadeler üzerinden bir hayran bakış açısıyla yorumlamalar yapacağız.

K-pop, Güney Kore’nin müzik endüstrisinde yaratılan bir müzik türü ve popüler kültür aracıdır. Ancak, bu müzik türü sadece melodiler ve şarkı sözlerinden ibaret değildir. Aynı zamanda tutkulu ve bağlı bir hayran kitlesiyle de biliniyor. Hayran kitleleri kendilerini birçok sosyal medya platformunda, anonim veya gerçek hesaplarından, takip ettikleri k-pop idolleri için destek, eğlence vb. konularda bir arada olmak için temsil ediyor. Aslında hayran kitleleri grubun popülerliğini arttırmayı, başarılarına yardımcı olmayı amaçlıyorlar. Bunun yanında kendileri gibi olan diğer hayranlarla beraber iletişim içerisinde oluyorlar. İletişim için ise sosyal medya hesaplarını kullanıyorlar. K-pop hayranları yalnızca sosyal medya üzerinde olan birliktelikleri ile bilinmiyorlar. Aynı zamanda fiziksel olarak hayranı oldukları idoller adına düzenledikleri etkinliklerde de bir araya gelirler.

 

Kpop

Medyanın Söylem Dili

Medya, K-pop hayranlarını çeşitli perspektiflerden tartışırken sıklıkla belirli bir dil kullanıyor. Bu söylem dilini anlamak, K-pop hayranlarını daha geniş bir bağlamda değerlendirmemize yardımcı olabilir. Medyanın kullandığı söylemler toplumun K-pop ile hiçbir ilgisi olmayan kesiminin hafızasında yer ediyor. Bu durum fikirlerin kalıplaşmasına neden olmakta. Birçok medya kuruluşu K-pop hayranlarını olumlu bir şekilde değerlendirmekte. Küresel bir fenomen olan K-pop’un farklı kültürlerden gençleri bir araya getirerek kültürel çeşitliliğe örnek teşkil ettiğini vurguluyorlar. Kültür alanında çalışan Dr. Alptekin Keskin ise bu duruma, “Bu kadar geniş bir kitleye hitap etmek evrensel mesajlar vermeyi de beraberinde getiriyor.” şeklinde yaklaşıyor (Dinçer, 2023). Medya, K-pop hayranlarını, “müzikleri ve grupları, sınırları aşan ve dünya çapında bir topluluk oluşturan aktif gençler” olarak tanımlıyor. Bu hayranlar, sosyal medya üzerinden etkileşim kurarak grupları destekliyorlar. Konserlerde coşkuyla şarkı söylüyorlar. Sıklıkla müziğin yanı sıra grup üyelerinin kişisel gelişimlerine de odaklanıyorlar.

Öte yandan medya K-pop’un ve yarattığı kültürün olumsuzluklarına da değiniyor. Türkiye’deki medya kanallarında bahsedilen başlıca olumsuz özellikler şunlar:

  1. K-pop’un bir müzik türü olarak hem söylemi hem de idollerin giyimleri ve yaşam tarzları cinsiyetsizlik olgusunu yaratıyor.
  2. Dinsizlik duygusunu gençlere aşılıyor.
  3. Şarkılar ve sözleri ergenlik çağındaki çocukları önce ailesine sonra da topluma karşı isyankar hale getiriyor.

Ergen Bireyler…

K-pop hayranları hakkında yazılan yazılarda en çok vurgulanan yaş aralığı 11-18 yaş arası gençler. Örneğin bir araştırmada “11-18 yaş grubundaki ergen bireyler üzerindeki etkisi (…)” ifadesi yer almaktadır (Paksoy, 2019). Uzmanlar, ergenlik döneminde sosyal medya kullanımı üzerinden hayranlık ilişkilerini uzlaştırıyor.

“Ergenler duygularını yoğun yaşarlar ancak kontrol etmekte zorlanırlar, alıngandırlar. Sevilmediklerini, takdir edilmediklerini düşünürler. Onlar için bir gruba ait olmak çok önemlidir. Bu nedenle ergenler akran gruplarına dahil olmak için ellerinden geleni yaparlar, sosyal kabul görmek için sigaraya başlayabilirler, grubun gözüne girmek için suç işleyebilirler. Bu kadar hassas olduğu bir dönemde özellikle istediği akran gruplarına kolayca giremiyorsa, yeterince kabul edilmiyorsa, ailesi tarafından sık sık eleştirilirse kendini yalnız, mutsuz hisseder. Kendini değersiz görür. Bu noktada kendisini güvende hissedeceği ve idolünü bulacağı bir gruba bağlayacak olan K-Pop gibi hayran grupları yardımına yetişiyor. Böylece kendilerini bir sosyal ağa dahil oldukları, benzer düşüncedeki akranlarıyla temasa geçtikleri, tam da ihtiyaç duydukları inanç sistemiyle karşı karşıya kaldıkları, mükemmel bir hayata sahip olma arzusunu yansıtabilecekleri bir noktada buluyorlar. Günümüz toplumunda herkese dayatılan fiziksel görünüm bir idole aittir.” (Hürriyet, 2021).

Özetle Türkiye’de 12-18 yaş arası gençlerin K-pop gruplarına hayran olması ve kendi eğlencelerini düzenlemesi, bir gruba dahil olma ve kabul edilme ihtiyacı olarak görülüyor.

Ergen bireylerin ergenlik çağında kendilerini keşfetme ve yeni bir benlik oluşturma çabaları bir gerçek. Bu yolda ilerlerken yaşadığımız dijital çağda bambaşka ülkelerden bambaşka meslek dallarında insanları dinlemeleri ve yönelmeleri de kaçınılmaz. Yaşadığımız toplumda gelenekselliğin ve muhafazakar yaşamın kabulüne ters olan “hayranlık” ilkesi medyanın hedefinde görünüyor (Bu muhafazakarlık yalnızca din anlamında değil. Sosyal hayatın ve gençliğin nasıl yaşanması gerektiği hakkında yıllardır muhafaza edinilen düşüncelerdir.).  Kendi yaşadığı coğrafyada, kültürde kendini tanımlayamayan bireylerin arayışı hedef alınıyor. Bu hayranlıklar hakkında yazılan yazılar, negatif söylem dili ile ergen bireylerin ergenlik getirileriyle yaşadıkları zamanı utandırmayı hedefliyor. Bir birey ergenliğinde cinsel kimliğini, giyimini, ailesini, eğitimini, onu bir birey olarak var edecek her bir olguyu sorgular. Günümüzde K-pop da ergen bir bireyin kolaylıkla yoluna çıkacak gerçekliklerden biridir.

K-pop bireylere görsel ve işitsel zevk sunmanın dışında, şirket politikası olsun veya sanatçıların kendi hayat görüşleri olsun, bireye birçok yeni bakış açıları getirebilir. K-pop’ın asıl amacı bir mesaj vermek olmalı mıdır, olmamalı mıdır sorusunun cevabı değişir elbette. Fakat bir mesaj veriliyorsa da bunun aynı şekilde ergen, genç-yetişkin bireyler olan idoller tarafından verildiği de unutulmamalıdır. Ergenlik çağı ve sorgulamaları evrenseldir. Sorulan sorular ve savaşılan konular toplumlara ve kimliklere göre değişir. Fakat bu bir bireyin hayat yolculuğunun gerçeği olarak yaşanır ve Türkiye’de yaşayan bir gencin kendini yaşıtı olan kamera karşısındaki bir idole yakın hissetmesi tuhaf karşılanmamalıdır. Tıpkı yakın hissettiği idol için bulunan hayran kitleleri ile karşılaşıp, yeni bir sosyal ağ sahiplenmesinin tuhaf karşılanmaması gerektiği gibi.

Burada sosyolojik bir gerçek var…

“Çocuklar bu grupların isimleriyle, hatta Korece isim seçerek bile kendilerini doğrudan ifade ediyorlar. Bu anonimlik meselesi de önemli bir konu. Bunu söylediğimizde aldığım tepki ‘Herkesin isimsiz kalma hakkı vardır’ oldu. Anonim olmayı temel bir hak olarak görüyorlar, oysa anonim olmayı psikolojinin konusu olarak görüyorlar.” “Bu bir sorun.” (Paksoy, 2019) Ayrıca K-pop hayranlarının hayranlıklarını ifade etmek için kullandıkları ifadelerin bir örgütlenme yarattığına da dikkat çekiyorlar. “Tüm yeni dönem akımları gibi (dini, manevi, egzotik vb.) de benzer hastalıklı özellikler gösteriyor. Bu ve buna benzer hareketlerde eski düzen ‘statüko’ olarak sunulup alaşağı edilirken, yeni düzen ‘mevcut düzen’ olarak sunuluyor. moda, güncel’. Ancak ortak sorun, yeninin geçerli ve makul olduğu iddiasını doğrulayacak felsefi, kültürel ve politik altyapıdan yoksun olmasıdır.” (Aydın, 2019) Yeni müzik türleri ve kültürleri oluştukça ortaya çıkan hoşgörüsüzlük burada da devreye giriyor.

  • “Burada sosyolojik bir gerçek var. Genç neslin anladığı dili yetişkinler anlayamıyor. Farklı bir dil konuşuyorlar. Onlar bu dijital dünyanın yerlileri, yaşlı olanlar ise göçmenler. Yakaladıkları dili anlayamazsak gençleri kaybederiz. Dünyanın geleceği etkilenecek. Bu ciddi bir toplumsal sorundur, görülmesi gerekiyor.”

Meslekler kendi içerisinde jargonlarını kullanır. Bu jargonlar iletişimin anlaşılabilirliğini sağlar. K-pop hayranlarının videoları, şarkıları ve idolleri daha rahat tanımlayabilmek ve aralarında anlaşılabilirliği sağlamak için kullandığı kelimeler de aslında bir kitlenin jargonudur. Korece kelimelerin daha çok kullanıldığı tanımlamalarda k-pop hayranı olmayan nesillerin anlamaması bir problem olmamalıdır. Nesiller arasında günlük dil farklılaşması yaşanabilir. Bu tekrardan,  yaşamın doğal döngüsünde kabul etmemiz gereken bir olgudur. Biliyoruz ki jazz müzik ve rock müzik kendilerini oluşturduğu zamanlarda bir önceki nesil tarafından hoşgörüsüz karşılandı ve ayıplandı. Günümüz dünyasında da kendini oluşturan k-pop türü ve takipçileri de aynı şekilde ayıplanmakta.

Nesiller arasında iletişim farklılıklarının olması kadar normal bir durum yoktur. Ve bu farklılıklar sosyolojik olarak bir gerçekken, bir felaket olarak resmediliyor olması soru işaretidir.

 

Alt Kültür

Türkiye’deki genç K-pop hayranlarını bu alt kültürden ve toksik hayran gruplarından kurtarmanın bir yolu olarak “aile” etkisi vurgulanıyor. Kullanılan yeni kelimeler, idoller için alınan eşyalar vb. materyaller bir alt kültür olarak görülüyor.

Yukarıdaki alıntıdaki anahtar kavramın “aile” olduğunu vurgulayan yazıda, çocuklarıyla her türlü konuyu konuşan ailelerin çocuklarının sosyal medyadan kaynaklanan risklere daha az maruz kaldıklarını açıklıyor (Paksoy,2019). Ergenlik döneminde ailelerin çocuklarıyla kuracağı iletişim ve ailenin çocuk üzerinde kuracağı kontrol, K-pop fandomunun son bulmasına çare olarak ifade edilmektedir.

Burada aslında medya, k-pop türüne yalnızca duygusal anlamda eksik olan kişilerin ilgi duyduğu bir olgu olarak bakıyor. İlgi duyan gençleri patolojikleştiriyor.

Çocukların farkında olmadan bu hareketlerden etkilendiklerini vurgulayan yazılar, ‘Kendimi Sev’ hareketi ile narsist bir karakter yaratıyorlar. Yani ‘Sen değerlisin, kendini sev, insanların sana dikte etmesine izin verme’ gibi mottolarla, çocukların hayatlarına başka türlü müdahale edilmesine karşı çıkıyorlar.” “Yasal olarak Türkiye’de erişim engellenebilir, ebeveynler uyarılabilir ama pek çok ebeveyn bunun farkında değil.” değerlendirmesini yapıyor. (Paksoy,2019)

Kendini sorgulamaya ve kabullenmeye alan yaratılmayan bir toplumda, kendi ile ilgili doğru sorular sorabilecek bir yolda ilerlemek isteyen gençler de k-pop hayranlığının içerisinde var olan bir grup. Var olmak için ilgilenebilecekleri bir alan bulan gençlerin kapısını nesil farkı olan ailelerini örgütlemeye çalışır gibi kullanılıyor bu dil. Ve hayran olan gençlere fazlasıyla zarar veriyor. Bahsedilen haberlerle karşılaşan ve çocuklarının kendi fikirlerinin dışına çıkabileceğinden çekinen aileler mevcut. Bu haberlerden fazlasıyla etkilenerek hayranların bazen telefonlarını alıp bazen de internet erişimini kısıtlıyorlar. Gözetimde tutarak gelişimlerine zarar veriyor.

Aile

Örneklerde görüldüğü üzere k-pop gibi geniş kitlelere hitap eden, çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu bir hayran topluluğu mevcut. Bu durum ülkemizde belli kesimlerde hoş karşılanmıyor. Tehdit unsuru olarak görülen bu müzik türü ve onların hayran toplulukları için bir yaptırım sunuluyor. Yaptırım olarak ise ailenin çocuğunun kararlarına karışması görülüyor. Bütün yük ailelere bırakılırken bu durum çocukların bu konuda utandırılmasına yol açıyor. Medya’nın kullandığı dilin okurlarına karşı olan etkisini görmezden gelerek ektikleri nefret tohumları yadsınamaz bir gerçek. Maalesef Türkiye gibi hala sosyal anlamda gelişmeye devam eden bir toplumda bu söylemler çatlaklar oluşturuyor. Bu söylemler ailelerin çocukları üzerinde tahakküm kurmaları için ekstra alan yaratıyor.

Günün sonunda yalnızca müzik ve sahne şovlarından ibaret olan bir müzik türünün takipçilerine yüklenen bu ağır yükün gençler üzerinde patolojik eğilimlere sebep olmadığını söyleyebilir miyiz?

 

Bu yazıya benzer içeriklerimize göz atmayı unutmayın!

Yazının birçok konuda ilham kaynağı olan haberini okumak için: https://www.aa.com.tr/tr/yasam/k-popta-mesele-sadece-muzik-degil/1402068

 

Kaynaklar

Paksoy, M. (2019, Şubat, 25). K-Pop’ta mesele sadece müzik değil. Anadolu Ajansı. https://www.aa.com.tr adresinden alınmıştır.

Dinçer, S. D. (2023, Ağustos, 22). “Hallyu” girdabına kapılan gençler, farkında olmadan hayatını Kore Kültürü’ne uyarlıyor. Anadolu Ajansı. https://www.aa.com.tr adresinden alınmıştır.

Aydın, N. (2019, Kasım, 25). K-pop şarkıcısının ölü bulunması müzik endüstrisiyle ilgili tartışmaları alevlendirdi. Anadolu Ajansı. https://www.aa.com.tr adresinden alınmıştır.

Üren, Ç. (2020, Haziran, 18). Hayranlar kendilerini anlatıyor: K-pop’un dünü, bugünü ve yarını. Independent Türkçe. https://www.indyturk.com adresinden alınmıştır.

Dengiz, R. (2022, Mayıs, 17). K-Pop nedir, neden bu kadar tehlikeli? Uzmanlar uyarıyor…. Haber7. https://www.haber7.com adresinden alınmıştır.

Sosyoder (2021, Eylül, 11). Kızımı K-Pop akımından nasıl çekip aldığımı anlatayım size. Sosyologlar Derneği. https://www.sosyoder.net adresinden alınmıştır.

Milliyet, (2020, Kasım, 24). K-Pop en çok bu gençleri etkiliyor! İletişim becerileri zayıf çocuklar risk altında. https://www.milliyet.com.tr adresinden alınmıştır.

Hürriyet, (2020, Kasım, 25). K-Pop en çok bu gençleri etkiliyor!. https://www.hurriyet.com.tr adresinden alınmıştır.

 

Kapak Görseli: Pinterest

İlk Görsel: Pinterest

 

Editör: Rana Çevik

Yorum Bırak