En çok hangi yaş aralığındaki anıları hatırlarız?: Anı Tümseği

Herkesin hatırladıkça sanki tekrar yaşadığı, yaşarkenki duygularını -belki aynı şiddette olmasa da- yeniden hissettiği anıları vardır. Bazen kopuk kopuk, bazen oldukça nettir bu anılar. Bazıları hatta o kadar özel, o kadar önemlidir ki kafamızın içinde sürekli o anıyı yaşarız; bazıları ise o kadar rahatsız edicidir ki kafamızı bir kenara bırakıp koşarak uzaklaşmak isteriz o anıyı düşünürken. Ama ne olursa olsun, kendimizle ilgili anılar zihnimizde önemli bir yere sahiptir.

Bellek, Atkinson ve Shiffrin’in 1968 yılında önerdiği Modal Model’e göre üç bölüme ayrılır: Duyusal Kayıt Belleği, Kısa Süreli Bellek ve Uzun Süreli Bellek. (Terry, 2016/2018, para.332) Depolama kapasitesi sınırsız olan uzun süreli bellek, kendi içerisinde de iki kısma ayrılır: Epizodik bellek ve semantik bellek. (Terry, 2016/2018, para. 339) Epizodik bellek bireyin yaşadığı olayları yer ve zaman ilgisiyle birlikte saklarken, semantik bellek dünya hakkındaki genel bilgileri saklar. Bu iki bellek türünün de bazı özelliklerini barındıran başka bir bellek türü daha var: Otobiyografik bellek (akt. Sarp ve Tosun, 2011). Otobiyografik bellek, bireyin yaşadığı olayları canlı bir şekilde hatırladığı, yer ve zaman bilgisi içeren bellek türü (Prof. Dr. Sirel Karakaş Psikoloji Sözlüğü, 2021) olarak; duygu, kişisel anlamlar ve amaçların birleştiği bir noktada bulunmakta (akt. Sarp ve Tosun, 2011). En başta bahsettiğim anılarla uyuşuyor değil mi?

Peki geçmişe dönüp baktığımızda, bu epey kişisel olan anılarımızı bütün yaş dönemlerimizde eşit sayıda mı hatırlarız? Yoksa belirli dönemlerde bir yığılmayla karşılaşır mıyız? Hemen cevabı söyleyeyim: 10-30 yaş aralığımızdaki otobiyografik anılarımızı diğer yaşlarımıza nispeten daha çok hatırlarız (akt. Demiray ve ark., 2009). Tabii ben henüz bu aralığı tamamlamadım, takipçi kitlemize bakarsam muhtemelen siz de bu aralığı tamamlamadınız ama orta yaşlı ya da yaşlı insanlar için durum böyle (Munawar ve ark.,2018). Araştırmacılar bu durumu tanımlamak için bir isim bulmuşlar: anı tümseği.

Böyle bir olgu öğrendikten sonra insan ister istemez merak ediyor. Niye var bu anı tümseği? Aslında bu sorunun üzerinde anlaşılmış, kesin bir cevabı yok. Araştırmacılar anı tümseğinin sebepleri konusunda çeşitli yaklaşımlar ortaya atsalar da tek bir noktada buluşamamışlar (Demiray ve ark., 2009). Fakat bu yaklaşımları üç genel başlık altında toplamak mümkün. İlk yaklaşım bireyin zihinsel yeteneklerinin zirvede olduğu 10-30 yaş aralığında, bireylerin daha iyi kodlama ve depolama yaptıkları için anı tümseğinin oluştuğu yönünde. İkinci yaklaşım daha çok benlikle ilgili; bu yaş aralığında gerçekleşen olayların kişinin daha çok sosyal ve benlik gelişimiyle ilgili olduğunu ve anı tümseğinin bu sebepten ortaya çıktığını iddia eder. Son yaklaşım ise bu yaş aralığında gerçekleşen olayların daha fazla yenilik içerdiği, diğer dönemlerin daha durağan olduğu; bu yüzden de bu aralıkta bir tümsek oluştuğunu öne sürer (akt. Gülgöz ve Rubin, 2001).  Bu yaklaşım her kültürde önemli yaşam olaylarının -iş bulmak, evlenmek, okulu bitirmek gibi- gerçekleşmesi için belirli yaşam çizelgeleri olduğunu iddia eder. Bireyler, kültür tarafından belirlenen bu normların farkındadır (akt. Munawar ve ark., 2018). Yani bu yaklaşıma göre bireyler bulundukları kültür tarafından ‘yazılmış bir senaryoyu’ yaşarlar. Herkesin hayatı bir diğerinden çok daha farklı olsa da bir noktada hepimiz belirli yaşlarda okula başlıyor, bitiriyor, işe başlıyor, evleniyor, çocuk sahibi oluyoruz. Hepimiz dediğime bakmayın, istisnalar her zaman olur. Ama birçok kişinin yaşamı da temelde bu yollardan geçiyor, hem de yaşamlarının benzer dönemlerinde. Hem birbirimize çok benziyoruz hem de birbirimizden çok farklıyız. Bu durum bende merak uyandıran konular arasında üst sıralarda yer alıyor.

Araştırmacılar, sebebinde henüz anlaşamamış olsalar da 10-30 yaş aralığının daha fazla hatırlandığı kesin. O yüzden, kritik bir dönemdeyiz benden söylemesi 😛

 

Demiray, B., Gülgöz, S., & Bluck, S. (2009). Examining the life story account of the reminiscence bump: Why we remember more from young adulthood. Memory, 17(7), 708 723. doi:10.1080/09658210902939322 

Gülgöz S. ve Rubin, D. C. (2001). Kişisel anıların hatırlanması: Bir betimleme çalışması. Türk Psikoloji Dergisi, 16(48), 37-51.

Munawar, K., Kuhn, S. K., & Haque, S. (2018). Understanding the reminiscence bump: A systematic review. PLOS ONE, 13(12), 1-36. doi:10.1371/journal.pone.0208595

Prof. Dr. Sirel Karakaş Psikoloji Sözlüğü (4 Ağustos 2021). Otobiyografik bellek. https://www.psikolojisozlugu.com/autobiographical-memory-otobiyografik-bellek 

Sarp, N. Ve Tosun, A. (2011). Duygu ve Otobiyografik Bellek. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 3(3), 446-465.

Terry, W.S. (2016). Öğrenme ve Bellek: Temel ilkeler, süreçler ve işlemler (B. Cangöz, Çev. Ed.). Anı yayıncılık.

Yorum Bırak