Gerçekten masum bir paylaşım mı?: Sosyal Medya ve Yeme Bozuklukları

Youtube, Instagram, Twitter, Facebook ve daha nicesi… We Are Social Ocak 2021 Türkiye raporuna göre, 2021 yılının Ocak ayında Türkiye sınırlarında 60 milyon kişinin sosyal medya hesabı vardı: bu 2020 yılına göre 6 milyon kişilik bir artış demek. Şöyle bir düşününce, ocak ayı verilerine göre nüfusun %70.8’inin kullandığı sosyal medya mecralarının bireyler üzerinde bıraktığı etkileri göz ardı edebilmek pek de mümkün gözükmüyor. Hayatımızın her alanına giren sosyal medyanın etkileri muhtemelen tek tek anlatamayacağım kadar geniş ve üzerine konuşulması gereken bir konu. Bu yüzden bugün sosyal medyanın daha çok beden algısı ve yeme bozukluklarıyla ilişkili olan yüzü üzerine birkaç şey belirtmek istiyorum.

Sağlıklı yaşam biçimi adı altında paylaşılan görseller, bilgisayar ortamında neredeyse kusursuz hale getirilmiş fotoğraflar, ideal vücut hakkında görüş bildiren paylaşımlar gibi çeşitli yollarla dayatılan güzellik algısı birçok bireyi olumsuz yönde etkilemekte. Yeme bozukluğuna eşlik eden konulardan biri olan beden algısının o ‘kusursuz’ fotoğraflardan etkilendiğini biliyoruz (akt. Özgül- Tepe, 2019). Aynı zamanda tüm bu paylaşımlar zayıf olmanın güzellik, çekicilik ve başarı gibi özelliklerle ilişkili olduğu fikrini beslemekte ve bu yolla diyet yapmaya sevk etmekte (akt. Özgül- Tepe, 2019). Sosyal medyada önerilen aç kalmaya yönelik sağlıksız öneriler ise bireylerin sağlıklarını olumsuz yönde etkiliyor (akt. Duran ve ark., 2019). Dunkley ve ark. yaptığı bir çalışmada medya ve magazinden etkilenip diyete başlama kararı alma oranı %63.8’dir (akt. Duran ve ark., 2019). Sağlıklı yaşam adı altında paylaşılan ve sağlıklı kalmaya yönelik paylaşılan gönderiler ise bireyleri sağlıklı yaşam bağımlısı haline getiriyor (akt. Özgül- Tepe, 2019). Örneğin sağlıklı ve fit olmayı teşvik etmek amacıyla kullanılan #fitspiration etiketi hakkında yapılan bir analizde, fotoğrafların birçoğunun nesneleştirici öğelerle birlikte ince bir vücut tipini gösterdiği ortaya konulmuştur. Bu, bireylerin özsaygı ve beden imgeleri üzerinde olumsuz etkilere yol açabilmektedir (akt. Özgül- Tepe, 2019). Aslan’ın (2001) araştırmasına göre , kadınlar medyadaki zayıf vücutları ne kadar ideal beden olarak görürlerse, beden imge doyumları o kadar düşmekte ve yeme davranışı bozuklukları o kadar artmaktadır. Basit gözüken bir paylaşımın ya da fotoğrafa eklenen rötuşların bireyleri yeme bozukluğuna itmesi, sosyal medyanın gücünü gözler önüne sermektedir.

Peki bunun sebebi ne olabilir? Neden bireyler kendilerinden ‘daha kusursuz’ bedenler gördüklerinde özsaygıları düşüyor, yeme bozukluğu sahibi oluyorlar? Bunun cevabı sosyal karşılaştırma kuramı ile verilebilir. Bu kuram, kişinin kendisiyle sosyal ortamdaki başka kişileri karşılaştırmasını temel alır (Bayköse ve Esin, 2019). Yani, tüm bu ‘harika’ paylaşımlara bakan kişi, kendisini o kadar da ‘harika’ göremeyince kendini olduğundan farklı gösterme, sağlıksız diyetlere başvurma, kusma, laksatif ya da diüretik kullanma gibi yolları tercih edebiliyor.

Fakat sosyal medyanın yeme bozukluklarıyla ilişkili olduğu tek kısım zayıf olma yönünde oluşturduğu baskı değil. Odacı ve Çelik’e göre sosyal medya kullanan bireyler zihinsel açıdan sürekli meşgullerdir ve bu sebeple davranışlarının farkında değillerdir. Bunun sonucu olaraksa bireyler sosyal medyada zaman geçirirken temel ihtiyaçlarını karşılamayıp, öğün atlayarak ya da sağlıksız besinlerle öğünlerini geçirerek kilo problemlerine sahip olmaktadırlar. En nihayetinde ise bu kilo problemlerinden kurtulabilmek için kusma ya da az yeme anormal yeme davranışını gösterebilmektedirler (akt. Duran ve ark., 2019). Yani deyim yerindeyse sosyal medya ‘aklımızı alıyor’. Duran ve ark.’nın (2019) yaptığı araştırmaya göre sosyal medyaya 7-9 saat ve 10 saatten daha fazla süre ayıran bireylerde yeme bozukluğu daha sıklıkla gözlenmektedir.

Son olaraksa bu durumun cinsiyetler arasındaki farklılığına değinmek istiyorum. Sezgisel olarak tahmin edilebileceği üzere yeme bozukluğu görülme sıklığı kadınlarda daha fazla (Çelik ve ark., 2016). Hatta durum öyle ki, psikiyatrik hastalıklarda cinsiyetler arası farklılıkların en belirgin olduğu hastalık grubu yeme bozuklukları (akt. Özgül- Tepe, 2019). Günümüzde her ne kadar ortorektik yeme bozukluğuyla ilişkili olarak erkeklerde yeme bozukluğu davranışlarının arttığı gözlemlense de (akt. Özgül- Tepe, 2019), kadınlarda görülme ihtimali erkeklere görülme ihtimalinden 8-12 kat daha fazladır. Bunun sebebi ise kadınların ince beden imgesine erkeklerden daha fazla sahip olmalarıdır (akt. Özgül- Tepe, 2019). Çünkü toplumda kadınlar için güzel olmanın, erkekler için ise güçlü akıllı ve güçlü olmanın daha önemli olduğu görülmektedir (akt. Erol ve ark., 2002). Günümüzde kadının değerinin gençliğe, inceliğe ve çekiciliğe bağlı olduğu yönünde oluşturulan baskılar (akt. Erol ve ark., 2002) medya yoluyla daha da artmıştır (Erol ve ark., 2002). Geçmiş zamanlara göre kadın erkek eşitliği konusunda gelişmeler her ne kadar kat edilse de cinsiyetçiliğin büyük oranda hala var olduğunu göz ardı edemeyiz. Kadınların nesneleştirilmesi, bedenleri üzerinden kadınlara sürekli değer arz edilmesi ve onları tek bir ‘güzel’ kalıbına sokma konusunda yapılan baskılar; kadınların kendi bedenleri üzerine bu kadar düşünmelerinin ve sırf güzel görünmek adına sağlıklarına zarar vermelerinin sebeplerinden biri. Demek ki, sosyal medya üzerinden ‘öylesine’ yapılan ideal kadın bedenine dair yorumlar düşünüldüğü kadar masum ve ‘sadece kendi fikrimi belirtiyorum’dan ibaret değil.

Aslan, S. H. (2001). Beden imgesi ve yeme davranışı bozuklukları ile medya ilişkisi. Düşünen Adam, 14(1), 41-47.

Bayköse, N. ve İlayda, E. (2019). Sporda Beden İmajı ve Sosyal Medya Etkisi: Sosyal Karşılaştırma Kuramı Çerçevesinde Facebook Kullanımının Beden İmajına Etkileri Üzerine Bir Derleme. Akdeniz Spor Bilimleri Dergisi, 2(1), 67-80.

Çelik, S., Yoldaşcan, E. B., Okyay, R. A. ve Özenli, Y (2016). Kadın üniversite öğrencilerinde yeme bozukluğunun yaygınlığı ve etkileyen etkenler. Anadolu Psikiyatri Dergisi, (17), 42-50. 

Duran, S., Çetinbaş, A., Başaran, T., Kara, A., Elgün, B., ve Keklik, N. (2019). Üniversite öğrencilerinde stres ve sosyal medya kullanımının yeme davranışları üzerine etkisi. Eurasian Journal Of Family Medicine, 8(4), 149-154. doi:10.33880/ejfm.20190800402

Erol, A., Topark, G. ve Yazıcı, F. (2002). Üniversite öğrencisi kadınlarda yeme bozukluğu ve genel psikolojik belirtileri yordayan etkenler. Türk Psikiyatri Dergisi, 13(1), 48-57.

Tepe, S. Ö. (2019). Sosyal medya üzerinden diyet yapan bireylerin ortoreksiya nervoza ve yeme tutumlarının saptanması: Instagram örneği. (Yayınlanmış Yüksek Lisans Tezi). İnönü Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Malatya.

We Are Social (11 Temmuz 2021). DIGITAL 2021: TURKEY. https://datareportal.com/reports/digital-2021-turkey?rq=turkey 

1 Yorum

Yorum Bırak