Bihter’i Neden Sevmedik? Film İncelemesi

Başrollerini Farah Zeynep Abdullah, Boran Kuzum ve Helin Kandemir’in paylaştığı Halid Ziya Uşaklıgil’in Aşkı Memnu eserinden uyarlanan Bihter filmi, Kasım ayının ortasında yayınlandı. Film, Uşaklıgil’in eserinin ikinci uyarlaması olması ve ilk uyarlamanın çıtayı çok üst seviyeye çıkarması nedeniyle sosyal medyada büyük eleştiri topladı. Peki Bihter, neden Aşkı Memnu kadar beğenilmedi? Bu yazımda bu konuya açıklık getireceğim. Yazının film hakkında spoiler içerdiğini hatırlatır ve iyi okumalar dilerim.

Müzik Neden Eksik?

Benim filmi izlerken en çok gözüme takılan nokta film esnasında müzik kullanımının çok az oluşuydu. Filmlerde duyguyu izleyene geçirmek için kullanılan en büyük unsurlardan biri işitsel uyaranlardır. Nitekim kitabın ilk uyarlaması olan Aşkı Memnu’da müziklere çok yer veriliyordu. Hatta bu kullanım o kadar fazlaydı ki belli müziklerin ortama girmesiyle sahnenin romantik mi, gergin mi olduğunu anlardık. Bu konuda dizinin müziğini yapan Toygar Işıklı’yı anmadan olmaz. Çünkü kendisinin duyguyu müzikle aktarma yeteneğini müziğinin yurtdışındaki orkestraların kullanmasından da biliyoruz.

Bihter filminde ise müzik kullanımı çok azdı. Genelde ortam seslerine yer verilmişti. Bu durum belki de dikkat çekilmek istenenin oyuncunun performansı olduğunda kullanılması normal olabilir ancak oyuncularda çok yoğun bir duygu yoktu.

Tiyatro Esintileri

Sosyal medyada yorum yapan birçok kullanıcıyla birlikte ben de filmi bir tiyatro oyununa benzettim. Müzik kullanımının olmaması, oyunculuklarda yoğun duyguların gösterilmemesi ve konunun yüzeysel işlenmesi benim böyle hissetmemdeki ana nedenlerdi. Müzik kullanımının yanı sıra oyuncularda da duygu yoğunluğunu göremedik. Bihter ve Behlül’ün şehvetli denecek sahneleri şehvetten uzak, Bihter ve annesinin arasındaki derin gerilim oldukça yüzeysel ve saklanan büyük günahın ortaya çıkacağı korkusu çok sönüktü. Filmi ilk uyarlamayla karşılaştırmak belki de hata olabilir ancak bizde bu denli yer bırakmış Aşkı Memnu yapımını izlerken karakterler yakalanacak mı diye korkar, ikilinin yaşadığı aşkı, şehveti ve suçluluk duygusunu iliklerimize kadar hissederdik. Aşkı Memnu dizisinde seyirciye bulaşan duygulardan eser yoktu yapımda.

Bunların yanı sıra konunun oldukça yüzeysel işlenmesi konusu söz konusuydu. Çoğu şey zaten seyirci tarafından biliniyor sayılıp üzerinde durulmamış imajı yarattı. Örneğin Beşir’in Nihal ve Bülent ile olan yakınlığına filmin başında yer verilmiyor, Nihal Beşir’i yabancı olarak görüyordu. Ancak Nihal evleneceği zaman Beşir’in düğüne katılması için düğün erkene çekildi.

Karakterin Bize Hikayesini Anlatıyor Oluşu

Karakterin seyirci ile iletişim kurması çoğunuza başka yapımlardan tanıdık gelebilir. Bana bu teknik The Office’i hatırlatıyor. Orada da Jim karakteri ofiste olan olaylarda kafasını çevirip kameraya tepki verirdi. Bu filmde de hikayeyi Bihter karakterinin anlattığını ve sürekli kamera yoluyla bizle iletişime geçtiğini görüyoruz. Bu teknik her ne kadar çok olayın döndüğü ve absürt şeylerin görüldüğü senaryolarda komik dursa da dram ve romantizm içeren bir filmde garip durmuş. Bihter karakterini Bihter yapan duygusal, coşkulu ve nevrotik özellikleri yaşamadan olaylar aktıkça seyirciye dönüp tepki göstermesi bende Bihter de filmi bizimle izliyormuş etkisi uyandırdı.

Kitaptaki Kurgunun Değiştirilmesi

Öncelikle hepimiz Aşkı Memnu kitabının nasıl bittiğini biliyoruz, Bihter intihar ediyor ve Behlül kaçıyor. Bu uyarlamada ise en çarpıcı kısım olan intihar unsuru değiştirilmiş. Filmdeki Bihter Behlül’ün kaçtığını gördüğü anda silahı bırakıyor ve diyor ki, ben suçumla günahımla buradayım gitmiyorum. Aşkı Memnu eserinin ikonluğunu en uç noktaya çıkaran bir özelliği de dramatik bitişiydi. Evet, iki taraftan biri kaçıyorsa diğeri ölmemeli. Ama sıkı okuyucular bilir ki biz sevdiğimiz kitapların uyarlamalarındaki değişikliklerden hoşlanmayız. Türk toplumunun da değişimlere çok açık olmadığını varsayarsak çoğu seyirci de bu değişiklikten çok zevk almamıştır diye düşünmekteyim.

Bir başka açıdan bakmak gerekirse Bihter’in fikrindeki bu değişim daha duygusal bir şekilde yansıtılsaydı ve o bilişsel karmaşayı görsek belki bu sonu daha çok benimseyebilirdik. Çünkü bir kişinin aldatması ortaya çıktıktan sonra intiharı seçmesi çok stresli bir olay. Bihter ise silahı elinde aldığında dahi korkmuyor ve oyuncak gibi kendine doğru tutuyor. Burada hiçbir titreme, korku tepkisi veya pişmanlık görmüyoruz. Bihter camdan Behlül’ü gördüğünde ise fikri o kadar çabuk değişiyor ki sanki bir eşyayı atmaktan vazgeçmiş gibi. Şaşkınlık bile yaşamıyor neredeyse…

Sonuç Olarak Filmi Neden Beğenmedik?

Bergen filminde oynayarak hepimizi ağlatmış Farah Zeynep Abdullah gibi yetenekli oyuncuların bulunduğu bu filmde duygu aktarımının olmaması, seyirciyi heyecanlandırmaması ve senaryonun yüzeysel olması benim için bir hayal kırıklığıydı. Filmdeki senaryonun ve oyunculukların yüzeyselliği nedeniyle Bihter ve Behlül’ün aylardır aşk yaşayan bir çift değil de iki üç kere birlikte olmuş insanlar olduğu yanılgısına kapılmıştım. Eğer filmin sonunda aylardır aşk yaşıyorlar denmeseydi hala öyle zannederdim. Bunun yanında Bihter ve Firdevs çekişmesine çok az yer verilmesi, Bihter ve Behlül’ün aşk yaşamaktan uzak oluşu ve hikayenin yüzeysel işlenmesi benim için hayal kırıklığıydı. Aynı zamanda zaman algısı vermeyen her şeyin çok hızlı akıp geçtiği ve Beren Saat’in umutlu Bihter’inden nevrotik Bihter’ine dönüşümündeki duyguların onda birini bile göremediğimiz bir filmdi. Eğer filmin içinde Bihter’in aşkını yaşadığını, kaybettiğini ve kendi içinde yaşadığı karmaşayı görmüş olsak güzel bir film olabilirdi. Daha çok sitcom tadında olduğu fikrindeyim.

Siz bu film hakkında ne düşünüyorsunuz? Diğer yazılarıma link üzerinden ulaşabilirsiniz.

Görsel Kaynakları

Öne Çıkan Görsel: www.cnnturk.com

Görsel 1: Kayıp Rıhtım

Görsel 2: Hepsi Burada

Görsel 3: Kayıp Rıhtım

Görsel 4: Posta Gazetesi

Görsel 5: Diziler.com

Editör: Gülbin Daldal

1 Yorum

  1. Ellerine sağlık Büşra🩷 Kesinlikle izleyenlerin düşüncelerini en iyi şekilde aktarabilmişsin. Oyuncu kadrosu açıklandığında bile büyük bir soru işareti oluşturmuştu herkeste. Bu kadar kültleşmiş birr yapımın filmini bambaşka bir konseptte çekmek çok büyük bir cesaret olsa da maalesef olamamış ve sebepleri de gayet açık://

Yorum Bırak