IQ ve EQ Farkı

Geçmişten bugüne kadar zeka terimini tanımlamak için yüzlerce kuram ortaya atılmıştır. Bu kuramların bazıları dikkate alınmasa da, bazı kuramlar bilim dünyasında büyük yankı uyandırmıştır. Ancak bilim insanları tarafından, zekanın net bir tanımlaması hâlâ daha mevcut değildir (Özekes, 2016). Genel olarak zeka, genel tek bir yetenek veya sıralı bir dizi beceri ve kabiliyeti olarak adlandırılır. Mantık, akıl yürütme, problem çözme ve planlama gibi bazı farklı zihinsel yetenekler, zekanın içerdiği alanlardır. Bu konular, zekayı tanımlamak için oldukça fazla araştırılsa da, aynı zamanda her bir araştırmanın sonucu farklı bir tartışmayı da beraberinde getirmektedir. Peki bu bahsettiğimiz zekanın bir seviyesi var mıdır? Kendi zekamızı ölçebilir miyiz? Bir bireyin zeki olup olmadığını anlayabilir miyiz?

Geçmişten bugüne kadar birçok bilim insanı bu sorulara cevap aramak için çeşitli çalışmalar yürüttü. Özellikle, bir insanın zeka seviyesini ölçmek için birçok test geliştirildi. Zeka seviyesini belirleme açısından en bilineni, hepimizin de aşina olduğu IQ (Intelligence Quotient) dur. IQ deyimi ilk olarak Alman psikolog Wilhelm Stern tarafından, zekayı değerlendirmek için ortaya atılan bir yöntemdir. Bir nevi, testlerden alınan bir zeka puanıdır. APA’ya göre IQ, psikolojik testlere dayalı olarak, bir bireyin zeka düzeyinin ölçüldüğü bir yöntemdir. Zihinsel yaşın kronolojik yaşa bölünmesi ve ardından 100 sayısı ile çarpılmasıyla IQ seviyesi hesaplanılmaktadır (APA Dictionary). Türkiye’nin IQ değeri yaklaşık 90’dır (Lynn & Vanhanen, 2002). IQ tamamen analitik, mantıksal ve matematiksel süreçleri kapsamaktadır. Geçmiş dönemlerde zekanın asıl belirleyicisinin IQ olduğu kabul edilirdi. Ancak, artık bu düşünce yavaş yavaş rafa kaldırılmakta. Çünkü insan, zekasının sadece mantık ve problem çözme yeteneğinden ibaret olmadığını farkına vardı ve yeni bir kavram ile zeka düzeyine farklı bir bakış açısı getirdi. Bu kavram ise, işin duygusal boyutu olan EQ, yani duygusal zeka seviyesi idi.

‘Mona Psikoloji’

EQ (Emotional Quotient), IQ’dan farklı olarak analitik düşünme yerine duygularımızın seviyesini zeka katsayısı ile gösteren bir olgudur (APA Dictionary). Yani bizim duygusal zeka seviyemizdir. İnsanların dürtülerini kontrol etme, davranışlarını düzenleme, motivasyonlarını koruma görevlerinin seviyelerini belirleyen bir faktördür. İlk olarak Amerikalı psikolog Goleman tarafından ortaya atılmıştır. Goleman’a göre, EQ seviyesi yüksek olan kişilerin anlama kabiliyeti daha yüksektir ve bundan dolayı işlerinde veya sosyal ilişkilerinde daha başarılı olurlar (Goleman, 1995). Bu iki kavram arasındaki temel fark olan ve çoğumuzun da dışsal dünyasında şahit olduğu prototipleşmiş bir insan tiplemesi vardır. Karşımızdaki insanın çok zeki bir yapıya sahip olduğunu gözlemleriz fakat o insanın hayatında elle tutulur bir başarısının olmadığını da fark ederiz. İşte bunun sebebi, EQ seviyesinin düşük olmasından kaynaklanır. Yeterli bir zeka potansiyeline sahiptir fakat bunu yansıtmakta başarısızdır. Bu durumun tam tersi de mümkündür. Aslında görüldüğü üzere, iki kavram bağlantılıdır ve ortak çalışır. Ancak arada bazı temel farklılıklar da söz konusudur. Şimdi bu farklılıkları inceleyelim.

  • IQ skoru yüksek olan kişiler bilgiyi öğrenme, anlama ve uygulama bakımından yetenek sahibidir. EQ skoru yüksek olanlar ise bilgiden ziyade duyguları anlama ve karşı tarafa ifade etme konusunda kabiliyetlidir.
  • IQ skorunun içinde matematiksel veriler de barındığı için kişinin IQ seviyesini hesaplamak nispeten daha kolaydır. Ancak EQ, tamamen duyular üzerinde çalışılması gereken bir durum olduğu için kişinin EQ seviyesini saptamak zordur.
  • EQ, sonradan kazanılabilir ve geliştirilebilir. IQ ise sonradan kazanılsa bile aslında kalıtsaldır ve geliştirilmesi zordur.
  • EQ seviyesi yüksek olan kişi, kendi duygularını tanıyabilir, kontrol edebilir ve ifade edebilir. Ayrıca başkalarının duygularını algılayabilir ve değerlendirebilir. IQ seviyesi yüksek olan kişi ise, bilgiyi öğrenmede, anlamada ve uygulamada oldukça iyidir. Ayrıca mantıksal akıl yürütme ve soyut düşünme yeteneğine de sahiptir.
  • Yüksek IQ skoru akademik başarı için önemliyken yüksek EQ hayat başarısı için önemlidir. Yüksek zeka, her zaman başarılı bir hayat anlamına gelmez ve tek başına yeterli değildir. Bazı psikologlar, IQ seviyesinin başarıya olan etkisinin yaklaşık olarak %10 olduğunu belirtirken EQ seviyesinin %90 olduğunu belirtiyorlar (Bressert, 2007). Duygular, insanlar için temel güdülenme aracıdır.
  • IQ skoru beynin sol lobunda aktiflik gösterirken, EQ beynin sağ lobunda daha aktiftir.
  • İşe alım sırasında IQ önemlidir, işe alındıktan sonraki süreçlerde (terfi vb.) EQ önemi daha fazladır.

Sonuç olarak, her ne kadar bu iki kavram arasında farklılıklar da olsa, gerçek başarıya ulaşmak için ikisine de ihtiyaç vardır. IQ deyimi geçmiş yıllarda daha popüler olmasına karşın, şu an EQ düzeyinin geliştirilmesi psikologlar tarafından daha çok önemsenmektedir.

Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere, sağlıcakla kalın…

 

Kaynaklar

Özekes, M. (2016). Peabody Resim Kelime Testi III (R) 4 yaş ve 5 yaş Çocuklar İçin İzmir Bölgesi Standardizasyonu Çalışması . Ege Eğitim Dergisi , 17 (1) , 272-295 . DOI: 10.12984/eed.99099

APA Dictionary of Psychology. https://dictionary.apa.org

Lynn, R., & Vanhanen, T. (2002). IQ and the wealth of nations. Praeger Publishers/Greenwood Publishing Group.

Goleman, D. (1995). Emotional intelligence. Bantam Books, Inc.

Bressert, S. (2007). What is Emotional Intelligence (EQ)?. Psych Central.

Yorum Bırak